Süper Doktor Nedir?

Süper Doktor, sağlığımızla ilgili tüm sorunlarımızı çözmemize yardımcı olacak, kamu yararını ön planda tutan yeni nesil bir mobil sağlık platformudur. İstediğiniz doktoru bularak, iletişime geçmenizi kolaylaştıran, çeşitli platformlarda başkalarının yorumlarını okuyarak değil kendi deneyiminizle doktorunuzu seçmenize olanak sağlayan, Sağlığınızla ilgili her konuda size yardımcı olacak, bir“TIK” la sorunlarınızı üstelik TAMAMEN ÜCRETSİZ çözmeye çalışan bir mobil uygulamadır.

SüperDoktor
SüperDoktor
SüperDoktor

Süper Doktor

Süper Doktor Avantajları

DOKTOR BUL , RANDEVU AL

Size en yakın doktorunu bulabilir, telefon numarası olmadan online iletişime geçebilirsiniz.

NÖBETÇİ ECZANE

Tüm Türkiye’deki nöbetçi eczaneleri kolayca ulaşabilirsiniz

ONLİNE SORU SOR

Süper Doktor Mobil Uygulamasın da binlerce doktor sorunuza cevap vermek için sizi bekliyor.

KİŞİSEL SAĞLIK ARŞİVİ

Tüm sağlık belgelerinizi kişisel hesabınızda güvenli bir şekilde saklayabilirsiniz.

TAMAMEN ÜCRETSİZ

Süper Doktor sağlık platformu tamamen ÜCRETSİZ bir uygulamadır. Uygulama içi satın alımlar ve kötü sürprizler kesinlikle yoktur.

SAĞLIK ÖZELİNDE SOSYAL MEDYA

İnternet ortamındaki bilgi kirliliğinden kurtulun.İstediğiniz konuları ve doktorları kolaylıkla bulun.

Sağlıklı Yaşam Önerileri

CORONAVİRUS HAKKINDA SIK SORULANLAR

CORONAVİRUS HAKKINDA SIK SORULANLAR

1-Bağışıklığımı güçlendirmek için ne yapmalıyım? Bağışıklık sistemini güçlendirecek özel bir gıda yoktur. Dengeli ve düzenli beslenmek yeterli olacaktır. Günlük C vitamini yüksek gıdalar  tüketilmeli ve eğer eksiklik varsa D vitamini takviyesi alınmalıdır. Bol su tüketilmelidir. Ayrıca düzenli uyku bağışıklık sistemi için  gereklidir.  2-Kimler risk grubunda  ? 60 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı olanlar risk grubunda. Kronik Akciğer hastaları, Onkoloji hastaları, Diyabet hastaları, Nakil hastaları gibi kronik hastaların daha dikkatli olmaları ve mümkün olduğunca evlerinden çıkmamaları önerilmektedir.  Risk grubunda olmayan sağlıklı bireyler için hiçbir risk yoktur diye anlaşılmamalıdır.  3- Korunmak için ne yapılmalı ? Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamalar yakından takip edilmelidir. En önemli 3 kural; Evden çıkmamak, diğer insanlarla yakın temastan kaçınmak ve elleri sık yıkamak. Virüsün en çok eller aracılığıyla yayıldığı düşünülüyor. Eller bol su ve sabunla özenli yıkanmalıdır. Yüzük, bilezik ve saat gibi aksesuarlar bu dönemde takılmamalıdır. El dezenfaktanları el yıkama imkanı olmayan durumlarda tercih edilebilinir.  4- Evde nelere dikkat etmeliyiz? Bir süre misafir kabul etmeyelim. Telefon, kapı kolu,  musluk gibi herkesin temasta bulunduğu yüzeyler deterjanlı bezler ile hergün temizlenmelidir. Evler günde birkaç defa havalandırılmalıdır. Daha önceden ortak kullanılan eşyalar ayrılmalı ve evde bir pandemi planı oluşturulmalıdır. Özellikle dışardan eve girenler  bir izolasyon odasına girmeli üstünü orada çıkararak banyoda gerekli temizliğe başlamalıdır.  5-Hastanelere gidebilir miyiz ? Özellikle zorunlu olmadıkça Acil Servislere gitmemek lazım. Acil servisin  ihtiyaç duyan hastalara hizmet verebilmesi için gereksiz başvuruların azalması gerekiyor. Unutmamak gerekir ki enfeksiyon acil serviste diğer sağlıklı bireylere de kolayca yayılabilir. Sağlık Bakanlığının aldığı kararla raporlu ilaçlar için reçete şartı kalkmıştır, yani eczaneden hastalar ilaçlarını doğrudan temin edebilir.  6- Ne zaman hastalıktan şüphelenmeliyim ? Düşmeyen ateş en önemli bulgudur. Normalde diğer grip enfeksiyonlarında ateş olsa da Coronavirüs enfeksiyonunda devamlı ve inatçı ateş daha çok görülür.  Mesela normal gribal enfeksiyonlarda 3 gün süren ateş görürüz ve sonrasında ateş düşmeye başlar ancak corona virüs enfeksiyonunda ateş uzun süre yüksek kalır ve düşürülemez. Diğer 2. önemli bulgu öksürüktür.Öksürük genellikle kuru öksürük tarzındadır ve ilerleyen dönemde nefes darlığı ortaya çıkmaya başlar. Bu süreçte konunun uzmanları dışında lütfen kimseye rağbet etmeyiniz. Sağlık Bakanlığı gerekli tüm önlemleri almış ve özverili sağlık çalışanları Sağlık Bakanımız liderliğinde sürece hakim durumdadır. Umarım ülkemiz ve milletimiz bu zorlu süreçten en kısa sürede alnının akı ile çıkacaktır.  Uzm.Dr.Fatih Ensaroğlu

Devamını Oku
MİDE FITIĞI NEDİR?

MİDE FITIĞI NEDİR?

Mide fıtığı nedir? Midenin normal konumu karın bölgesidir. Yemek borusu diyafram kasındaki bir açıklıktan karın duvarına girerek mideye bağlanır. Midenin diyafram kasındaki yemek borusunun çıktığı açıklıktan yukarı doğru çıkmasına mide fıtığı adı verilir. Belirtileri neler? Mide fıtığı olan hastaların mide girişinde bulunan kapak mekanizması da bozulduğundan reflü semptomları da görülmektedir. Bir başka deyişle mide reflüsünün %40-50'sinin nedeni mide fıtığıdır. Göğüste yanma, ağrı, ağıza acı su gelmesi, boğazda nedeni bilinmeyen kronik farenjit, ses kısıklığı, nedeni bulunamayan kronik astım, bronşit gibi akciğer hastalıklarının arkasında mide fıtığı ile birlikte oluşan asit reflüsü olabilir. Aynı zamanda ya da reflü semptomları görülmeksizin erken doyma, karında dolgunluk hissi görülebilir. Bazı kişilerde ise mide perforasyonu, midenin sıkışması, mide kanlanmasının bozulması gibi nedenlere bağlı olarak akut bir başlangıç ile semptom verip acile başvurarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum ani başlangıçlı göğüs ağrısı oluşturarak kalp krizini taklit edebilir. Mide fıtığı neden oluşur? Mide fıtığının birçok nedeni vardır. Bunlardan en önemlisi ailesel yatkınlıktır. Diafram kasındaki açıklığın geniş olması, diyafram kasının zayıf olması mide fıtığına neden olabilmektedir. Bazı durumlar mide fıtığının oluşumunda rol onar. Obezite, kronik öksürük, kabızlık, gibi karın basıncını arttıran hastalıklar bunlardan bazılarıdır. Diyabet de mide boşalmasını geciktirerek mide içerisindeki basıncı arttırarak mide fıtığı gelişimine katkı yapabilir. Tedavi edilmezse neler yol açar? Mide fıtığı tedavi edilmez ise yemek borusunda reflüye bağlı mide asidine maruz kalması ile yaralar, yemek borusunda darlık, kanama, ülserlere neden olabilir. Ayrıca midede de ülserlere ve daha ileri seviyelerde kanama ve mide perforasyonu dediğimiz midede tam kat yırtılmalara neden olabilir. Bazen mide diyafram daki bu açıklıkta sıkışarak kanlanması bozulup ciddi hasarlara neden olabilir. Böyle ciddi durumlar sonucu acil ameliyat kaçınılmaz bir durum olabilmektedir. Mide fıtığı tanısı için neler yapılmalıdır? Yemeklerden sonra karında dolgunluk, şişkinlik, göğüste yanma, ağrı, ağıza acı su gelmesi, özellikle yatarken ani başlayan boğazda yanma öksürük gibi belirtiler varsa mutlaka endoskopi ile yemek borusu ile birlikte mide içerisi değerlendirilmelidir. Mide fıtığı ve reflü'nün tanısında ilk basamak endoskopik incelemedir. Gerekirse endoskopi sonrası mide fıtığının derecesi için Bilgisayarlı Tomografi de yardımcı bir tetkiktir. Mide fıtığının tedavi yöntemleri neler? Mide fıtığının tek tedavisi cerrahidir. Amaç diyafram kasındaki açıklıktan yukarı doğru yer değiştirmiş yani fıtıklaşmış mide kısmını normal yerine çekip, bu aralığı daraltmak ve midenin tekrar fıtıklaşmasını önlemek için girişimler yapmaktır. Eğer sadece diyafram açıklığında fıtık olmadan genişleme var ise ilaç tedavisi ve beslenme alışkanlığı mide basıncının azaltacak şekilde değiştirilmesi ile semptomlarda gerileme görülebilir. Ancak eğer mide diyafram açıklığının üzerinde ise ameliyat ile bu açıklık onarılarak mide normal konumuna getirilmelidir. Mide fıtığı ameliyatı nasıl yapılır? Riskleri var mıdır? Mide fıtığı amleiyatları günümüzde laparoskopik olarak yani karın duvarı kesilmeden sadece üç delik açılarak kamera eşliğinde yapılabilmektedir. Böylece ameliyat başarısı çok daha yüksek olmakta, ameliyat çok daha kısa sürmekte, ameliyat sonrası ağrı çok az olmakta ve ameliyattan hemen ertesi gün hastaneden çıkıp normal hayata devam edilebilmektedir. Aynı zamanda ameliyata bağlı komplikasyon riski böylelikle yok denecek kadar az olmaktadır. Mide fıtığı ameliyatlarının riski son derece düşüktür. Günümüzde mide fıtığı ameliyatları Robotik Cerrahi dediğimiz yöntemle de başarılı bir şekilde daha keskin ve üç boyutlu görüşle yapılabilmektedir.Doç.Dr.Ümit Koç

Devamını Oku
ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI OBEZİTE VE CERRAHİ TEDAVİSİ

ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI OBEZİTE VE CERRAHİ TEDAVİSİ

Obezite nedir? Obezite, vücudun yağ oranının normalden fazla olmasıdır. Normal vücut yağ oranı %20’dir. Bunun üzerinde olan yağ miktarı fazla kilo olarak kabul edilir. Obez olup olmadığımızı Vüvut Kitle İndeksi ile anlarız. (Bady Mass İndex). Vücut kitle indeksi Kilonun kilogram cinsinden boy’a cm cinsinden bölünmesi ile oluşan bir değerdir. (BMİ=Weight(kg)/Height x Height(cm)). Bu değer 18,5 - 24,9 arası normal değerlerde kabul edilir. 25-29,9 arası fazla kilolu, 30 üzeri obez olarak kabul edilir. Obezite neden bizim için kötüdür? Vücudun normalden fazla yağlı olması birçok hastalığı beraberinde getirir. Diyabet, Hipertansiyon, kalp krizi, kalp damar hastalıkları, felç, böbrek yetmezliği, uyku apne sendromu, eklem deformasyonu, kanser gibi birçok hastalık obez insanlarda çok daha fazla ortaya çıkar. Bu hastalıklar yüzünden obez insanlar normal kilolu insanlardan ortalama 9 yıl erken ölürler ve ömürleri boyunca yukarıda saydığımız birçok hastalıkla mücadele etmek zorunda kalırlar. Obeziteden nasıl kurtulurum? Vücudumuzdaki fazla yağ miktarının sebebi ihtiyacımızdan fazla kalorili beslenme ve hareketsiz yaşamdır. Eğer ihtiyacımızdan fazla yemeyi kesersek ve spor yaparsak aldığımız kilolardan kurtulabilir yada fazla kilolu olmayız. Obez insanların kilo vermesi neden zordur? Vüvudumuzda fazla kilo birikmesi ile yağ hücre miktarı ve volümü artar. Bu nedenle yağ hücrelerinden salgılanan hormonlar fazlalaşır. Vüvudumuzun metabolizması yüksek kalorili yaşama adapte olur. Bu nedenle ani bir enerji alım azlığı tolere edilemez ve bu bize açlık şeklinde geri dönerek iştahımızı arttırır. Bu nedenle obez insanların kilo vermesi kilo aldıkça zorlaşmaktadır. Bu durumda tıbbi yardım ile kilo vermek gerekir. Sağlıklı kilo vermek için hangi yolları denemeliyim? Vüvut kitle indeksine göre kilo vermek ve sağlıklı yaşamak için yapılması önerilen yöntemleri deneyebiliriz. Vücut Kitle indeksi 30-35 arasında ise diyetisyen desteği ile birlikte mide içine balon uygulaması önerilir. Vücut Kitle İndeksi 35-40 arasında ise ve aynı anda fazla kiloya bağlı hastalıklardan en az biri varsa ( DM, HT, Hiperlipidemi, Uyku Apne Sendromu, Eklem deformitesi, vb.) cerrahi tedavi uygulanabilir. Vücut Kitle İndeksi 40 ve üzerinde ise tek seçenek cerrahi tedavidir. Obezitede Cerrahisi nedir? Obezite için yapılan cerrahi tedavi yöntemlerinin amacı iştahı azaltmak, mide hacmini küçülterek yeme miktarını küçültmek, bağırsakları bypass ederek emilim yüzeyini azaltmaktır. Günümüzde en çok yapılan obezite ameliyatı Sleeve Gastrektomidir. Diğer adı tüp mide ameliyatıdır. Midenin hacmini küçülterek ve aynı zamanda midenin açlık hormonu salgılayan kısmı çıkartarak yapılan bir ameliyattır. Başarı oranı %90’dır. Bu ameliyat ile 6 ay sonra fazla kilonun %80’i, bir yıl sonra ise %100’ü kaybedilir. Günümüzde ikincien sık yapılan ameliyat Gastrik Bypass ameliyatıdır. Bu yöntemde mide küçültülür ve aynı zamanda ince barsakların üst kısmı bypass edilerek emilim de bozulur. Özellikle Diyabeti de olan hastalar için uygundur. Obezite ameliyatı nasıl yapılır? Obezite ameliyatları günümüzde laparoskopik yöntem dediğimiz özel aletlerle Obezite ameliyatları 1 -2 saat sürmektedir. Ameliyat Laparoskopik yöntem dediğimiz deliklerle ve kamera altında yapıldığından ameliyat sonrası hastalar hemen ayağa kalkarlar. Ağrı hissetmezler. Ameliyattan sonraki ikinci ya da üçüncü gün hastaneden taburcu olup günlük yaşamlarına dönebilirler. Yaklaşık 7- 10 gün sonra da uçak yolculuğu yapabilirler. Kimler obezite ameliyatı olamaz? Yüksek riskli kalp hastaları, Psikiatrik hastalık tanısı olanlar, ileri derecede akciğer hastalığı olanlar, 18 yaş altı ve 65 yaş üstü olanlar bu ameliyatı olmamalıdır. Ameliyat sonrası beslenme nasıl olmalı? Obezite ameliyatı sonrası ilk üç gün ağızdan beslenme olmamaktadır. Bu süre hastanede geçmekte ve serum ile beslenme sağlanmaktadır. 3. gün ağızdan beslenme başlar daha sonraki günlerde ilk on gün sıvı ağırlıklı diyet ile bol proteinli beslenme uygulanmaktadır. Bu dönemde önemli olan günlük 1,5-2 litre sıvı tüketmektir. İkinci on günde ise püre dediğimiz blender ile ezilmiş yemek kıvamında yemekler yenmelidir. Bu dönemden sora da normalde sağlıklı bir insanın beslenme miktarını geçmeyecek şekilde beslenme düzeni ile devam edilir. İlk 6 hafta için hastalarımıza gerekli beslenme desteği verilmektedir.   Doç.Dr.Ümit Koç Obezite ve Gastrointestinal Cerrahi Uzmanı

Devamını Oku
BU YANGINA SESSİZ KALMAYIN!  REFLÜ HASTALIĞI VE BİLİNMESİ GEREKENLER

BU YANGINA SESSİZ KALMAYIN! REFLÜ HASTALIĞI VE BİLİNMESİ GEREKENLER

Reflü nedir ? Mide içeriğinin yemek borusuna kaçması sonucu ortaya çıkan yakınmalar gastroözofageal reflü hastalığı olarak adlandırılır. Gıda, asit veya safranın yemek borusuna kaçması ile karın üst kısmı ile boğaz arasında başlayan yanma ve ağrı şikayeti meydana getirir. Çoğunlukla yanma ve ağrı olsa da bazen ses kısıklığı, öksürük, bulantı, şişkinlik, ağızda tatsızlık gibi şikayetlere de sebep olabilir. Reflü neden oluşur ? Sindirim işlemi ağızda başlar. Gıdalar yemek borusu aracılığı ile mideye ulaştırılır. Midenin kendi dokusunun gıadalara ve asite karşı koruması vardır ancak yemek borusunun bu tarz bir korması yoktur. Yemek borusunu mide ile birleştiği yerde yutma sırasında gıdaların mideye geçmesine izin veren sonrasında ise kapanıp bu gıdaların ve mide asidinin geri kaçmasını önleyen bir kapak sistemi ile korunur. Kapak sistemi fonksiyonlarının bozulması, kapak sistemini etkileyen ilaç veya gıda tüketilmesi, mide içi basıncını çok yükseltecek şekilde fazla gıda tüketilmesi veya mide dolu iken sırt üstü yatılması gibi sebeplerle geri kaçaklar oluşur.  Gıda, asit veya safra gibi etmenlere karşı korumasız olan  yemek borusunda iltihap oluşmaya başlar.   Relü şikayetini neler arttırır? Obez kişilerde, acılı-bahartalı ve yağlı gıda yoğun tüketetenlerde, yemek yedikten sonra sırt üstü uzananlarda, alkol,kahve ve asitli içecekleri  yoğun tüketenlerde, fazla miktarda ilaç kullananlarda reflü şikayeti daha çok gözükmektedir. Reflü şikayeti olan hasta ne yapmalıdır ? Hastanın öncekikle  şikayetlerinin reflü kaynaklı olduğundan emin olunmalıdır. Çünkü kalp ve akciğer hastalıkları da benzer şikayetlere sebep olabilir. Uzman hekim tarafından yapılan değerlendirme ve muayene sonrasında reflü tanısı konulabilir. Genellikle  gastroskopi (endoskopi) yapılması tanıyı koymak için yeterlidir. Bazen PH monitorizasyonu tanıyı kesinleştirmek için gerekebilir.  Reflü şikayetinin altında bazen ülser veya kanser gibi daha ciddi problemler olabilir.  Ayrıca uzun dönem reflü nadirende olsa  yemek borusu kanserine sebep olabilir. Hem muayenenin hem de endoskopik işlemlerin Gastroenteroloji Uzmanı tarafından yapılması önemlidir. Yapılan muayene ve tetkikler sonucuna göre hekim tarafından uygun tedaviler hastaya verilecektir. Çoğunlukla diyet ve ilaç önerisi ile reflü tedavisi yapılmaktadır, bazen cerrahi tedaviler de gerekebilir.  Uzm.Dr. Fatih Ensaroğlu 

Devamını Oku
KOLONOSKOPİ ZAMANINDA YAPILMAZSA EĞER...

KOLONOSKOPİ ZAMANINDA YAPILMAZSA EĞER...

Kolon kanserinin teşhis edilmesinde önemli bir yer tutan kolonoskopi işlemi 50 yaşından sonra herhangi bir şikâyeti olmasa dahi öneriliyor. Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Fatih Ensaroğlu bu işlemde hijyenin önemine dikkat çekerken “Kolonoskopi işleminde hijyen önemlidir. İşlemin yapıldığı cihazların uygun dezenfektan kullanılarak yıkanması şarttır. Aksi halde bazı hastalıklar bulaşabilir” diyerek uyarılarda bulundu. “50 YAŞINDAN SONRA YAPTIRMAK ŞART”Kolonoskopi, hastaları en çok korkutan işlemler arasında yer alsa da hayati önem taşır. Özellikle kalın bağırsak kanserinin teşhisinde en etkili yöntemdir. Rektal kanama, kilo kaybı, karın ağrısı, kronik kabızlık ve kronik ishal gibi şikâyetleri olan hastalara kolonoskopi yapıldığını söyleyen İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Fatih Ensaroğlu, “Ayrıca 50 yaşından sonra herhangi bir şikâyeti olmasa bile kanser taraması amacıyla kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Kalın bağırsak tümörleri yavaş büyüyen ve genellikle büyümeden şikâyete neden olmayan tümörlerdir. Bu yönüyle erken teşhis ve tedavi önemlidir. Ailesinde kolon kanseri veya kolon polipleri olan bireyler, sigara içen bireyler, tip 2 diyabet tanılı hastalar, obez hastalar ve 50 yaş üstü hastalarda kolon kanseri riski artmaktadır” dedi.“HEKİM VE PERSONEL TECRÜBESİ ÖNEMLİ”Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Fatih Ensaroğlu, kolonoskopinin oldukça güvenli bir işlem olduğunu ancak her yerde yaptırılmaması gerektiği konusunda uyardı. Tecrübeli uzman hekim tarafından yapılan kolonoskopi, biyopsi ve polipektomi işlemleri sırasında nadiren de olsa olumsuz olaylar gelişebileceğini ve hijyenin çok önemli olduğunu kaydetti. Dr. Fatih Ensaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “İşlem sırasında kanama, perforasyon (yırtılma) ve karın ağrısı olabilir. Sakinleştirici ilaçlara karşı alerji gelişebilir, bu ilaçlardan kalp ve akciğer olumsuz etkilenebilir. İşlemi yapan uzman hekimin ve yardımcı sağlık personelin tecrübesi çok önemlidir. Nadir de olsa gelişebilecek olumsuz olaylar için bu işlemlerin her türlü acil müdahalenin yapılabileceği uygun merkezlerde yapılması gerekir. Kolonoskopi işleminde hijyen önemlidir. İşlemin yapıldığı cihazların bu konuda eğitimli personelce uygun dezenfektan kullanılarak yıkanması şarttır. Uygun temizlik yapılmaması durumunda bazı hastalıklar endoskopik işlemler sırasında bulaştırılabilir.”KOLONOSKOPİYE GİTMEDEN ÖNCE NELER YAPILMALI?Hastanın kolonoskopi öncesinde dikkat etmesi gereken durumlar olduğunu belirten Dr. Ensaroğlu şunları söyledi: “Hasta, hekime mutlaka mevcut hastalıkları ve kullandığı ilaçlar hakkında bilgi vermelidir. Mesela şeker hastalığı, kalp hastalığı olan hastaların hekimine bilgi vermesi ve kullandığı ilaçların işlem öncesi düzenlenmesi gerekmektedir. Hasta işlem öncesi kendisine önerilen diyet programına uymalı, 1 gün öncesinde katı gıdaları tüketmemeli, işlem öncesi günü kendisine verilen bağırsak temizlik ilacını tamamen içmelidir. Bağırsak temizlik ilacı hastaya göre hekim tarafından belirlenir. İlacını tamamen tüketen hasta, bundan sonra yemek yememeli ancak gece yarısına kadar bol su içmelidir. İşlem günü yemek yemeden, su içmeden, kullanıyorsa ilaçlarını içmeden işleme gelmelidir. Kolonoskopi işlemi Gastroenteroloji Uzmanı tarafından gerçekleştirilir ve ortalama 30 dakika sürer. İşlem sonrası hasta ortalama 30 dakika dinlenme odasında bekler. İlaçların etkisi geçtikten sonra taburcu edilir. Taburcu edildikten sonra hasta normal hayatına dönebilir ancak araba sürmek gibi refleks gerektiren işlerden kaçınması gerekmektedir.”

Devamını Oku
BANA İYİ GELEN BİRİ

BANA İYİ GELEN BİRİ

Aslında kimse için iyi veya kötü diyemem ! Sadece kimi insanlar vardır çıkarları çerçevesinde aynen öyle davranırlar. Bu yüzden onlara sen kötüsün dememiz ne kadar insancıl olur. Doğrusunu söylemek gerekirse aslında kimileri vardır, -Bana çok iyi geldin- diyebileceğimiz nadir insanlardır. Aslında tam da bunu dile getirmek istiyorum. Unutmayın !  Arzu ve isteklerimiz yerine gelmediği zaman o kişi dünyanın en kötü insanı değildir. – Bana -iyi gelmiyorsun- demeyi bilmemiz gereklidir.  Buradan gerçekten bir mesaj vermek istiyorum herkese. Sizler kabul etseniz de etmeseniz de fikirler,düşünceler değişebilir. Hatta hatta alışkanlıklarımızın yerini - bunu asla yap(a)mam - dediğimiz zamanlarda gelebilirbirBir diğer konuda arkadaşlarımız ya da dostlarımızın bunaşaşırak bakması bugünlerde kafamda bir alay konusu olmaya başladı. Neden mi peki ? İnsan sürekli seven aşık olan ya da değişen bir varlıktır. Aslında insanı insan yapan da bu dur. Bu bir sitem yazısı olmasın o halde. Daha normal bir duruma çevirmek adına şöyle örnek verelim. Tercihini Sarı saçlı  kumral kadınlardan kullanan birinin zamanla gülüşünden dolayı esmer kıvırcık saçlılara doğru yöneltmesi kadar normal bir durum . Neden peki tercihlerimiz ya da seçimlerimiz bizim bu kadar  sabit olması gerektiğini söylüyorlar. Kim bilir belki de iç sesimiz konuşuyordur.Uzun zaman önce bir arkadaşımız anlatıyor : Daha önce her şeyiyle mükemmel giden bir ilişkimin 2. Ayında fark ettim bunu. Kendisi çok bakımlı ve bilinçli biri.  Geziyoruz , vakit geçiriyoruz her şey on numara beş yıldız. Daha sonra fark ettim ki aslında ben bu kişiye aşıkolamıyorum. Sadece aşık olduğumu zannediyorum.Fikirlerimiz,düşüncelerimiz iyi hoş beni anlıyor beni seviyor hatta hatta değer verip daha önceki insanlara yapmadıklarını da yapıyor. Bundan eminim çünkü çocukluk arkadışımdı kendisi. Neden bitti diye sormadım açıkcası .Şaşırdı zaten. Direkmen söyledim. Bu kişiyle iyi ki daha fazla vakit geçirmedin çünkü sen bu seferde neden ben aşık olamıyorum diyecektin o kesinlikle kötü biri değil. Dedim.Hafifçe gülümsedi ve kahvesini yudumlamaya devam etti.Aslında burada da demek istediğim şudur:Hiç kimse iyi veya kötü değildir.Sadece bana iyi gelen insan vardır. Zaten o kişiler her zaman bulunmazlar. Alacakaranlıkta ki gibi gecenin belirli saatlerinde gelir ve yaramıza merhem olur gideler. Peki sana iyi gelmeyen kişiler ne yaparlar ?  Bu tarz insanları da yargılamamak onlara size iyi gelmeleri için vakit vermektebence bir yol olabilir. Dediğim gibi kötü insanlar demiyoruz kesinlikle. Sadece bana iyi gelmedin diyoruz. Çünkü bize iyi gelmeyen , bir başkasına iyi gelebilir. O halde bir taktik verelim. Bize iyi gelen bireylerin yanındaki bireyler de bize zamanla iyi gelmeye başlayabilir. Bi tür çekim gibi düşünelim. Dostumun dostu benimde dostumdur.İstanbul Psikoloji AtölyesiPsikolog Barış Yılmaz

Devamını Oku
HİSSİZLEŞTİREN HİSLERİMİZ

HİSSİZLEŞTİREN HİSLERİMİZ

HİSSİZLEŞTİREN HİSLERİMİZ​Sizlere, kendimizde ve çevremizde gördüğüm bir sorunumuzdan bahsetmek istiyorum.Hissizleşmek…Kimileri için bu durum çevresindeki insanlarda, kimileri için de kendisinde görülür oldu. Ne acı değil mi?Her şeye karşı ‘’Eyvallah’’ demeye başladık bile. Bu eyvallahlar daha sonra yerini kontrolsüzce hüzün ve öfkeye devretti.Aslında bu yazı da tekrardan kadın-erkek ilişkileri üzerine olacak. Şimdi biraz beyin fırtınası yaparak başlayalım o halde!Sorgulamak istediğim şeyler var ya da sorgulanmak istediğim…Hissizleşen toplumumuzda eşimizi de ne kadar o topluluğun içine katıyoruz? Neden,  değer verip bizim için zaman ayırıp bir şeyler yapıldığında bunun değeri gözümüzde kocaman bir sıfır oluyor? Sevmeyi ya da sevilmeyi bilmiyoruz muyuz? Hissizleşmek bu olsa gerek…Bir diğer bakış açımda ise sizinle paylaşmak istediğim şudur;Sevgili olmayı unuttuk. Yoğun iş temposu sebebiyle ve ekonomik olarak daha refah bir hayat sürmek için daha fazla çalışmak zorunda kalan toplumumuz, ne yazık ki sosyal anlamda birbirlerini daha az görmeye, daha az vakit geçirmeye başlamışlardır.Çiftler birbirlerine o kadar yabancı oldular ki fiziksel temas bir tek yatak odasında kaldı. Ne yazık ki daha kötü durumlar da var. Evliliklerin bitmesi için bu en büyük sebeptir. Kendimize ve karşımızdaki kişiye karşıhissizleşmek…Artık eskisi kadar değer vermemek bununla birlikte değer de görmemek büyük bir sorun haline geldi. Çiftler arasında ve toplum içinde artık kimse kimseye karşı iyi ya da kötü duygular besleyemiyor. Bunun nedenleri üzerinde durmamız gerekirse, en çok da iletişimsizlik kaynaklı problemler yaşıyoruz. Yanlış iletişim kurmak ne yazık ki becerilerimiz arasında.İletişimsizlikten kaynaklanan bu sorun, ilişkilerimize de yansımış durumda. Öyle ki incir çekirdeğini dahi doldurmayacak sorunların, büyütülmesi kaçınılmaz olur.İletişimsizlik ana başlık olarak geçtiğinde alt başlıkta ‘’empati kurmak’’ yer alabilir.Ünlü bir düşünürün de dediği gibi ‘’Birbirimizi anladığımız kadar, insanız.’’Aile veya çift terapilerimizde en sık karşılaştığım sorunlardan birisi, karşımızdaki kişinin bizi anlamadığını düşünüyor oluşumuz. Karşılıklı anlaşılamama durumu, çiftlerin dile getirdiği en büyük sorunlar arasında yer almakta. Çözüme ulaşmayan sorunlar karşısında sıfıra sıfır, elde var sıfır. Devamında gelen kaos ise kaçınılmaz ve elbette ki yıpratıcı…Kadınlar için söylüyorum;Kadınlar kimi zaman sadece karşılarındaki erkeğin onları anlaması için uğraşırlar.Bu onların güçsüz ya da ısrarcı olduğu anlamına gelmez. Çünkü anlaşılamamak kendilerine o kadar çok acı verir ki sırf anlaşılmak için bile olsa hiç beklemediğiniz durumlar ile sizi karşı karşıya bırakabilirler. İşte bu noktada erkeklere ufak bir uyarıda bulunmak istedim.Erkeklerin ise hissizleştiği veya değersiz hissettiğidurumlarda tepkileri şu olur; kızmak, bağırmak vedağıtmak. Peki, bu durumlarda ne yapmalıyız? Ya da ne tür bir yol çizip bu sorunu aşmalıyız?Size tavsiyem karşınızdaki kadın ise ve eğer size bir konuda bir şeyler izah etmeye çalışıyor ise onu sakince dinleyin. Onu anladığını ve dinlediğinizi hissettirmek için yavaşça jest ve mimiklerinizi kullanın. Bu onlara iyi gelecektir. Çünkü kadınlar anlaşıldığını hissettiği sürece karşısındaki erkeğe güvenir ve bağlanabilir. Bu durumun aksi olması halinde bin dereden su getirsenizde onun için mümkün değildir. Güvenli bağlanma bu noktada çok önemlidir.Peki, bu durumun gerçekleşmemesi durumunda,karşımızdaki kişinin psikolojisinde zamanla ne gibi etkiler bırakabilir? Biraz da ondan bahsedip noktayı bir sonraki yazılar için koyalım.Depresyon.Depresyon; kişilerde görülen ruhsal zemin kaymasıdır. Genellikle ani olur ya da planlı da gerçekleşebilir.Peki depresyonda olan kişilerde neler gözlemleriz,birazda onlardan bahsedelim.Gün boyunca uyuma isteği, yataktan çıkamama ve evden dışarı çıkmak istememek… Gün içerisinde hiçbir şey ile uğraşmadığı halde yorgun –bitkin- hissetmek ve somatik rahatsızlıklarda eklenebilir.Kimseyle iletişim kur(a)mamak ve doğal olarak bir şey paylaşmamak.Bu tür nedenlerle karşımıza çıkan depresyonunakabinde iştah bozukluğu takip eder.Ruh sağlığımızı korumak adına gerekli desteği alarak depresyon ile mücadele edebilir.Depresyon ile uygun savaşma metotlarını biz uzmanlar tarafından kazanabilirsiniz. Bu süreci tek başınıza aşmanız kesinlikle mümkün değildir. Umutsuzluğa düşebiliriz ve hiçbir zaman geçmeyecek hissine kapılabiliriz.Bizi değersizleştiren, hissizleştiren her şeyden herkesten uzak durmanızı dileğiyle… UZMAN PSİKOLOG BARIŞ YILMAZİSTANBUL PSİKOLOJİ ATÖLYESİ -0533 509 35 75

Devamını Oku
İLİŞKİLERİMİZDE ZAMANLA NEDEN SIKILIYORUZ

İLİŞKİLERİMİZDE ZAMANLA NEDEN SIKILIYORUZ

İLİŞKİLERİMİZDE ZAMANLA NEDEN SIKILIYORUZ?Şimdi durup bir düşünelim ya da düşünüp duralım! En baştan beri, bugüne nasıl olacağını belirlediğimiz, tırnaklarımızı kazıya kazıya geldiğimiz, sayısız hedeflerimiz vardı. Bu hedefler kimi zaman tuttu kimi zamanda -kıl payı dediğimiz seviyede-elimizden bir buz parçası gibi kayıp gitti. Ve biz onlara sadece uzaktan el sallayabildik! Şuan elimizdekilere bakalım ve daha önceden sahip olamadığımız bir nesneyi nasıl ve ne zorluklarla sahip olduğumuzu düşünelim. Bugün aslında toplumumuzda gördüğüm, en büyük sorun haline gelen sözcükten bahsetmek istiyorum.Toplanın o halde topluluk!‘’CANIM SIKILIYOR…’’O halde bu sözcüğü hem teleskopik hem de mikroskobik olarak inceleme vakti geldi. Bu pazar sabahı -tekrardan- can sıkıntısının nedenlerini ilişkilerimize uyarlayarak sizlere anlatmak istedim.İlişkilerimiz her zaman istediğimiz sekanslarda gitmeyebilir hatta bıkkınlıktan dolayı mola verdiğimiz dönem bile olabilir.Aslında, gerçekten bu durum yorulduğumuz için midir? Bu konuda evet diyenler yanılıyorlar, ilişkilerini bitirmek isteyenlerin en basit ve en yalan dolu sözleridir.İnsanlar ilişkide ne istediklerini bilmedikleri için değil nasıl isteyeceklerini bilmediği için bugün ‘’CANIM SIKILIYOR.’’ diyorlar.Peki neden, Afrika’daki Himba kadının, ‘’Canım sıkılıyor artık şehir hayatında yaşamalıyız!’’ dediğini gazetelerde ya da televizyonlarda görmüyoruz?Beşer her yerde beşer! Neden arzu ve isteklerimizi bu kadar kontrolsüzce harcayabiliyoruz? Bedava olduğu için olabilir mi?Ben parmağımı kaldırdım bile sizin yerinize.Arzu ve isteklerin ‘’yeterince’’ doyuramadığı bir çağda değil de ‘’daha çok’’ doyurmadığı bir çağa geldik.Anlaşılan isteklerimizin bu kadarda ışık hızında olması ‘’ÇOK SIKILDIM.’’ demek için yeterli.Nerede keyif alınarak yapılan haz ve tutkular?Nerede heyecan? Nerede meraklı bekleyişler? Biz yetişkinlerin yaptığı hatalar bitmeyecek anlaşılan. Önemli olan çocuklarımız. Biraz da onların furyadan etkilenişini konuşalım.Çocukları, bu tutum ve davranışları hakkında suçlamak doğru değil. Sizlere, kısa bir zaman önce konuyla alakalı bulunduğum bir tespitimden bahsetmek istiyorum.Kadınların, artan eğitim düzeyi ile birlikte iş hayatına girmeleri ve bunun sonucunda çocuklara verilen değer ve öz bakımın azalması hakkında oldu bu tespit.En sık kullandığımız sosyal ağ İnstagramda yaptığım anketler de bu durumu onayladı bile. Çocuklar kimi zaman hatalarımızı örtbas etmek için sessiz kalmayı tercih ederler.Artan iş temposundan ve geçim sıkıntısından ötürüeve dönülen geç saatlerde, çocuklarımıza  ’’Kaliteli Anne –Babalık’’ adı altında -sırf geçiştirmek adına aldığımız- basit bir oyuncak ya da çikolatanın sonucu da ‘’ÇOK SIKILDIM.’’ olabiliyor.Ya da onlar için sene sonunda planladığımız ve akabinde yanık tenlerle sadece onay almak için sorduğumuz o soru; ‘’Tatil nasıldı?’’Ve kısa bir süre sonra belki de tatil dönüşü aracınızdan daha inmeden çocuklarda öfke dolu bakışlar ve çevreyi süzmeler başlar. Yaşadığı travmalar ona öğretmiştir ki yine yatağına tek başına girecek ve öz bakımını yine kendisi üstlenecektir. Siz ona bu öfke dolu bakışların nedenini sorduğunuzda vereceği tek bir cevap vardır.’’ÇOK SIKILDIM.’’Bu sefer o da sizi değersizleştirmiş, yaptığınız onca şeyi kocaman bir sıfır olarak göstermiştir. Ne acı değil mi?Yaşanılan sayısız haz ve tutkular gösteriyor ki sadece doyumsuzluğu da etkilemiyor. Bazen insanlar,değersiz hissettiklerinde karşı tarafı da aynı bu şekilde değersizleştirebiliyorlar. Hatta bu beklemediğimiz en yakınımız bile olabiliyor. O halde çok sıkıldım dememek için ne kendimizi ne de başkasını değersizleştirmeyelim. Değersizleştireceğimiz tek şey acılarımızdan kurtulmak için yaptığımız ağız dolusu kahkahalarımız olsun.Olsun mu?Olsun.PSİKOLOG BARIŞ YILMAZ  İLETİŞİM İÇİN : 0533 509 35 75WEB : www.istanbulpsikolojiatolyesi.com📍Adres : Zuhuratbaba Mah. Dr.Tevfik Sağlam Cad. Didehan Apt No :3 D / 6 Bakırköy – İstanbulMAİL : yilmazbaris@outlook.com.trİSTANBUL PSİKOLOJİ ATÖLYESİ 

Devamını Oku

Her şey daha kolay!

Hemen Yükleyin

Hem IOS hemde Android cihazların tümüyle uyumlu Süper Doktor'u hemen indirin

Copyright ©2019 All rights reserved | This template is made with Media Minerva